Supernatural Online Ro Sitesi

Yeni Bir RO Yeni Bir Supernatural Anlayışı...
 
Anasayfa1SSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Judith B. Fleurette

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Judith Bianca Fleurette



Kadın Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 08/09/10
Nerden : Fangtasia

MesajKonu: Judith B. Fleurette   Ptsi Mart 07, 2011 12:14 pm

Salonda öylece dikilmiş annemin her akşam ki nutuğunu dinliyormuş gibi görünüyordum. Karşımdaki perdeyi incelemeye başladım. Yere kadar inen perdenin üzerinde mobilyaların ve halının renk tonlarında-sarı, krem, kahverengi- desenler ve küçük pullar vardı. Nutuğun bittiğini anladım. İçimden annemi taklit ederek ''Şimdi odana git'' diye geçirdiğim sırada annem:
Şimdi odana git, dedi.

Yine doğru tahmin ettiğimi duyunca hafifçe gülümsedim. Koridora girip kapıyı kapattım. Nedense bu koridoru hiç sevmiyordum. Sağ tarafta annem ve babamın, sol tarafta benim odamın kapısı ortada ise salon kapısı vardı. Yerdeki gri halı dışında hiç eşya yoktu. Koridorun ışığını kapatıp odama girdim. Odamdaki tek ışık pencereden sızan ay ışığıydı. Storları kapatarak odamın tamamen karanlık olmasını sağladıktan sonra Yatağımın üzerine oturdum. Karanlığı seviyordum çünkü huzur veriyordu. Yorgun bir şekilde iç çekip halımı incelemeye başladım. Siyah simli tüylerin arasına rasgele dağıtılmış beyaz daire şeklinde tüyler vardı. Siyah ve beyazı her zaman çok yakıştırmışımdır. Aynı zamanda hem zıt hem de uyumlular. Tam sakinleşmişken salondan futbol spikerinin sesi geldi. İnsanlar nasıl bu kadar düşüncesiz olabiliyorlardı? Uyuyor olma ihtimalimi hiç düşünmemişler miydi? Yüksek sesle televizyon izleyince ellerine ne geçiyordu acaba?
''Bu evi hatta bu ülkeyi terk etmeli beni rahatsız edemeyecekleri bir yere gitmeliyim''diye düşündüm. Birden çalışma masamdaki kağıtlar uçuştu. ''Yine mi aptal pencere!?'' diye mırıldanıp pencereyi kontrol ettim ama kapalıydı. Odamın birden birkaç derece birden soğuduğunu hissettim. Yastığımı kaldırıp altındaki bıçağı kılıfından çıkardım. Annem yastığımın altında bıçak olduğunu bilse benim deli olduğumu düşünürdü ama bu konuda haklıydım çünkü geceleri nedense birinin beni izlediği hissine kapılıyordum. Gerçi şimdi de öyle düşünüyor çünkü doğaüstü şeylere hep ilgim olmuştur. Gözlerimle bütün odayı taradım. Kitaplığımın gölgesinde bir hareketlilik vardı. Bıçağı oraya doğru yönelterek ayağa kalktım. Kitaplıkla aramda sadece birkaç adım vardı. Gölge hızla üzerime doğru geldi.

****

Kendime geldiğimde bir odada dore renkte deri bir koltukta yatıyordum.
Yavaşça doğruldum. Başım feci halde ağrıyordu. Yanımda orta çağdan kalma gibi görünen şık bir yatak duruyordu. Tam karşımda yine aynı zamandan gibi görünen dolap ve boy aynası vardı. Bu ev her kiminse orta çağ modasını sevdiği belliydi. Ayağa kalkıp aynaya doğru yaklaştım. Aynada aynı benim gibi sarışın beyaz tenli bir kız duruyordu. Üzerinde siyah uzun saten bir elbise vardı.
''Bir dakika! Bu zaten benim. Ama ben ne zamandır sarışınım ki ki?! '' diye düşündüm. Acilen buradan kurtulup neler olduğunu anlamam gerekiyordu. Acaba ne kadar baygın kalmıştım? Aynaya bir kez daha baktım. Dracula filmindeki Mina'ya benzemiştim. ''Mina'nın sarışın hali.'' diye mırıldandım.


Kapıyı açıp koridora çıktım. Anlaşılan burası birkaç katlıydı. Ben ikinci katta olmalıydım. Aşağıya inen merdivenlere yöneldim. Merdivenler filmlerdeki şatoların merdivenlerine benziyordu.
''Hangi psikopat evini bu hale getirmiş olabilir? Diye düşündüm. Burası en alt kat olmalıydı. Koridor ile bekleme salonu arasında bir şeye benziyordu. Birkaç deri koltuk tahta bir sehpa ve tablolar vardı. Tam karşımda duvarda çapraz şeklinde asılmış iki kılıç duruyordu. İhtiyacım olabilir düşüncesiyle birini almak için uzandığım anda bileğimdeki izi fark ettim. Kılıcı aldım ve bileğime baktım. Bileğimi saran değişik desenler vardı. Bu da nereden çıkmıştı? Bunu daha sonra düşünmeye karar verdim ve ilk kapıya doğru yöneldim. Odada toplam dört kapı vardı ve biri mutlaka çıkış kapısı olmalıydı. Tek tek denemekten başka çarem yoktu.

İlk kapıyı açtığımda karşımda uzun tahta bir masa ve yaklaşık on tane deri sandalye duruyordu. Masanın üstü çeşit çeşit yemeklerle doluydu. Karnımın çok aç olduğunu fark ettim ama bunun için zaman yoktu. Bütün bunların bir rüya olmasını dileyerek kapıyı kapatıp diğerine yöneldim. İçeriden sesler geliyordu. Bir an için ne kadar saçma olsa da ''Zamanda yolculuk yapmış olabilir miyim?'' Diye düşündüm. Ardından gülmemek için kendimi zor tuttum. Ne saçma bir düşünceydi bu böyle? Sıradaki kapıyı açmadan üçüncü kapıya geçtim. Üçüncü kapıyı açınca rahatladığımı hissettim. Bir bahçeye açılıyordu. Hızlı adımlarla bahçeden çıktım. Bahçenin sonunda birkaç kişi bekliyordu. Onlara görünmeden bir sokağa girdim. Koşmaya başladım. Daha önce hiç görmediğim sokakta öylece koşuyordum.


Sokağın iki tarafı tek katlı küçük evlerle sıralıydı. Geçtiğim yerlerde insanlar geri çekiliyorlardı. Elbise bacaklarıma dolanarak bana zorluk çıkartıyordu.
''Ne olurdu rahat bir şeyler giyseydim?'' diye düşünürken karşıdan üç kişi bana doğru sert adımlarla gelmeye başladı. Arkama döndüğümde iki kişi daha durmuş bana bakıyorlardı. Sokağın ortasında kalakaldım. İçlerinden uzun
boylu olan -tahminen liderleri- bana doğru yaklaştı. Beni sakinleştirmeye çalışır gibi bir hali vardı. Bir şeyler söyleyerek bileğimi nazikçe tuttu fakat beynim durmuş gibiydi. Bacaklarım ve bileklerim artık işlevlerini yapmıyorlardı. Kılıç büyük bir sesle düştü ve bende yere yığıldım.




Etrafımda olanları duyabiliyordum ve delicesine titrediğimin farkındaydım ancak kendimi durduramıyordum. Gözlerimi açmaya uğraştım ama üzerinde tonlarca yük varmış gibiydi. Birinin beni kucakladığını hissettim. Bir şeyler tekrar ediyordu ancak uğultu gibi geliyordu. Kendimi biraz zorlayınca yalvarıyormuş gibi gelen ses tonunu farkettim ama kelimeleri seçemiyordum. Hızlı adımlarla ilerlediğinin farkındaydım. Her kelimesi içimi eritiyordu. Yalvardıkça sesindeki hüznü hissedebiliyordum. Titremelerim hafifledi ve kendimi biraz daha iyi hissedince -ki yine de yeterince acı çekiyordum- gözlerimi güçlükle araladım. Az önce kaçmakta başarılı olduğum devasa büyüklükteki orta çağ stilinde dizayn edilmiş malikaneye girdik. Uyandığım odadaki büyük yatağa yatırıldığım sırada kapının yanında duran orta yaşlı incecik kadının rahatça derin bir nefes verdiğini fark ettim.

Gözlerimi biraz daha açtığımda beni taşıyanın liderleri olarak düşündüğüm uzun boylu olan olduğunu anladım. Gözleri o kadar güzeldi ki bakışlarımı onlardan alamıyordum. Açık mavi - hatta o kadar açık ki biraz daha açık olsa şeffaf olacak- gözlerinden endişe akıyordu. Gözlerimi açtığımı fark edince
''Sizi iyileştireceğiz Reine*. Şifacı ilaç hazırlamaya gitti. Ben çağırıp geleceğim.'' deyip kapıya yöneldi. Gitmemesi için bağırmak istiyordum fakat sadece küçük bir fısıltı halinde ''Gitme.'' diyebildim fakat beni duymadı. ''Reine'' mi? Dalga mı geçiyorlar? Burada çok garip şeyler dönüyor.'' diye düşündüm. Gözlerimi daha fazla açık tutamadım ve derin bir uykuya daldım.


Ne kadar geçtiğini bilmiyorum fakat bir müddet sonra alnımda tüy kadar hafif bir el hissettim ve bütün yorgunluğum bir anda kayboldu. Onun şifacı olabileceğini düşündüm. ardından sevecen bir kadın sesi duydum ''Tamamlamış. Sadece biraz dinlenmesi gerek.'' dedi. Tamamlanmış? Tamamlanmış olan ne? diye sormak istedim fakat yine karanlığa gömüldüm.

___

Sayfa düzeni için üzgünüm ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım bu kadar düzeltebildim siz böyle değerlendirin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Judith B. Fleurette
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Supernatural Online Ro Sitesi :: Genel :: Online RO Dershanesi :: Ro Dershanesi-
Buraya geçin: